21 Haziran 2013 Cuma

EŞARP TOPUZ TOKASI YAPIMI

Çarşıda satılan tokaların evde de yapılıp yapılamayacağını araştırırken, internette bunu deneyen birini gördüm.  Okudum ve hemen gidip ipi ve tokayı aldım. Tabi yapmaya başlayınca aklıma farklı örme şekilleri geldi. Benim yaptığımın daha kolay olduğunu düşündüğüm için sizlerle de paylaşmak istedim. Tabi bu fikri veren meyye' ye teşekkür ederim :) 
Eveeeet, isterseniz başlayım nasıl yaptığımı anlatmaya:

Tek lazım olanlar:
  • Kadife ip
  • Tığ (numarası fark etmez, nasıl rahat kullanabilirseniz)
  • Çok delikleri olan lastikli bir toka (düz bir lastikte kullanabilirsiniz, hazırlar öyle)



İlk yapmamız gereken işlem ipin ucunu yakmak. Böylece tüylerinin dökülmesini engellemiş oluyoruz. Ardından tokanın herhangi bir yerine ipi sabitliyoruz. 



Sabitlediğimiz yerden bir zincir çekiyoruz. 



Çektiğimiz ipi istediğimiz uzunluğa getirip (yaklaşık 18 cm) bırakıyoruz. 



Bıraktığımızda ip kendiliğinden kıvrılıyor. 



Bu işlemi tokanın diğer deliklerine de uygulamaya devam ediyoruz.



İstediğimiz sıklıkta yapabiliriz. Eğer büyük bir toka istiyorsak bir deliğe birden çok kez de batabiliriz ama bir kez batmak yeterli oluyor bence. 



Yapması o kadar zevkli ki bir türlü elimden bırakamadım :)


İşte bu da bitmiş hali :) İstediğiniz büyüklükte yapabilirsiniz. Ben bütün deliklere sadece bir kez battım ve yeterli olduğunu düşünüyorum. Daha denemedim, bitirir bitirmez paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz ve işinize yarar. Sormak istediğiniz bir soru olursa cevap vermeye hazırım ;) 

Yapanlara KOLAY GELSİİİİİİN.... :)


19 Haziran 2013 Çarşamba

28 HARFTE ÇOCUK EĞİTİMİ

Çocuğunuza;

A- Akıl Vermeyin
B- Başkalarına Benzemesini Beklemeyin
C- Ciddiye Alın
Ç- Çimlere Basmasını Sağlayın
D- Denemesine İzin Verin
E- Empati Kurun
F- Fikrini Sorun
G- Gurur Duyduğunuzu Söyleyin
H- Hayallerini Sorun
I- Israrcı Olmayın
İ- İnatlaşmayın
J- Jest Yapın
K- Kucaklayın
L- "Lütfen"Li Konuşun
M- Model Olun
N- Ne İstediğini Sorun
O- Oyun Oynayın
Ö- Özür Dileyin
P- Paylaşın
R- Rica Edin
S- Sorumluluk Verin
Ş- Şans Verin
T- Tutarlı Olun
U- Utandırmayın
Ü- Üzüntülerini Paylaşın
V- Vakit Ayırın
Y- Yüreklendirin
Z- Zevklerini Öğrenin



3 Mart 2013 Pazar

MUTLU AİLE = MUTLU ÇOCUK

     Aile; bireyin gelişimindeki en önemli ögedir  Bireyin hem fizyolojik, hem nörobiyolojik hem de psikolojik donanımının, hemen hemen büyük bölümü aile ortamında şekillenir. Ailedeki ilişkilere bağlı olarak oluşan psikolojik atmosfer, çocuğun davranışlarını, ilişkileri algılayış biçimlerini ve hayata karşı bakış açılarını yapılandırır. Unutulmamalıdır ki, güler yüzlü aileler, güler yüzlü çocuklar yetiştirirler.
     Anne-babalar, bir çocuğa sahip olmanın heyecanını, onu yetiştirirken de yaşadıklarında,çocuğa bağlı olarak yaşadıkları zorlukları minik oyunlar olarak gördüklerinde, “mutlu aile”olmanın keyfini yaşama şanslarını arttırmış olurlar.
     Çeşitli gerekçelere bağlı olarak aile ortamlarında huzursuzluk ve gerginlikleri yaşamak her aile için olası bir durumdur. Kaldı ki, huzursuzluk ve gerginliği yaşamak açısından, sosyal, kültürel, ekonomik, psikolojik vb. yeterince çok sayıda gerekçe vardır. Başarılı aileler, koşullar ne olursa olsun, aile ortamlarında ellerinden geldiğince huzur ve mutluluğu korumaya ve avuçlarının içinde tutmaya çalışmalıdırlar. 
     Aile ortamındaki olumlu ya da olumsuz enerji, çocuğun istese de istemese de kişilik hücrelerine yerleşmektedir. Bu nedenle, anne babalar, kişisel dünyalarındaki enerji trafiğini yönetirken, çocuğun kaldıramayacağı kazalar yapmamalıdır. Çocuğa dönük yüzleri, çoğu zaman sevgi dolu, içtenlikli ve coşkulu olmalıdır.
     Ebeveynler aile ortamında oluşturacakları bu olumlu kaynakduygusal atmosferle çocuğun gelişiminde yapıcı bir rol üstlenmiş olacaklardır.Ailelerin sağlıklı ve mutlu bir çocuk yetiştirmek adına özen göstermeleri gereken bir kaç öneriyi aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür:
- Ana baba, çocuklarını eğitirken gelişim evrelerini iyi bilmeli onları iyi tanıyarak işe başlamalıdırlar.
- Çocuklarının ilgi ve yetenekleri doğrultusunda yönlendirmelidir, Bu konuda kendi tutku ve arzularına göre değerlendirme yapmalıdırlar.
- Her çocuğun farklı olduğu ve kişisel hakları bulunduğu kabul edilmelidir. 
- Anne baba davranışlarında dengeli, tutarlı ve kararlı olmalıdır Görüş birliğinde olan tutarlı ebeveynlerin açık bir şekilde belirlenmiş süreklilik gösteren kuralları ve sınırları vardır. Tatlılıkla kararlı durmanın, öfke ve sertlikten daima daha iyi sonuçlar verdiği göz önünde bulundurulmalıdır.
- Ailede bir güven ortamı oluşmalı, bireyler birbirine güven duymalıdır.
- Çocuklar ebeveynleri taklit ettiklerinden dolayı anne babalar istenen davranış normlarını geliştirmelidir.
- Çocuklarımıza karşı olan sevgimizin açıkça ve sık sık dile getirilmesi önemlidir. Çocuklarımız’, hayran olduğumuz ve beğendiğimiz niteliklerini belirterek sevmemiz daha etkili olacaktır. Onları koşulsuz sevdiğimizi açıklamalı; onların hayatımızdaki olumlu etkilerini yine onlarla paylaşmalıyız.
- Anne babalar birbirlerini sevdiklerini her fırsatta ifade etmeli, bunu çocuğun yanında göstermelidirler.
- Yapılan araştırmalar özellikle ilk beş yaşta olmak üzere çocukların gelişimi üzerine anne babaların duygusal paylaşıma dayalı vakit ayırmasının çok önemli olduğunu göstermektedir. Özellikle bu yılların çocuğun merkezi sinir sistemi gelişimine çok olumlu katkısı olduğu belirtilmektedir. Ayrıca çocuğunuz ile geçirdiğiniz vakit onların özgüven gelişimi açısından çok önemlidir. Çünkü çocuklarınızla yaşadığınız kaliteli zaman çocuklarınıza verdiğiniz değeri göstermektedir. Her yaş gurubuna göre hem anne hem baba olarak ayıracağınız zaman çocuğunuzun mutluluğunu sağlayacak ve onun duygusal gelişimine katkıda bulunacaktır.
- Çocukların gelişiminde disiplin de çok önemli bir yere sahiptir. Disiplinin amacı, çocuğa davranışlarını düzenlemesini sağlayarak kendi davranışlarını yönetme becerisi kazandırmak olmalıdır. Anne ve babalar çocuklarının olumlu davranışlarını desteklemeli, olumsuz davranışlarını ise gidermeye çalışmalıdırlar. Bunu yaparken çocuğun gelişim dönemi göz önünde bulundurulmalıdır Çocuğa sevgiden yoksun olmayan bir özgürlük ortamı tanınmalıdır.
- Günde 4 kere çocuğunuzu kucaklayın, 8 kere öpün, 16 kere ona gülümseyin. Tüm bunlar ailelere kat kat geri dönecektir.
- Çocukları dinlemek, lafını yarıda kesmemek, başka bir işle ilgileniyorsanız, bırakıp ona konsantre olmak onun benlik algısında önemli bir etken olacaktır. Söylediği şeylerin önemli olduğunu onu dinleyerek gösterebilirsiniz. Bırakın Aynı Şeyleri Tekrar etsin, Siz hep aynı dikkatle dinleyin. 
-Ebeveynler çocuklarına fırsat tanımalı. Çocukların yarıda bıraktığı bir işi bitirmeye veya düzeltmeye çalışmaları onun kendine güvenini olumsuz yönde etkileyebilir. Masayı silerken atladığı köşeyi tekrar silmeniz veya beraber diktiğiniz saksıyı düzeltmeniz ona yaptığı işin iyi olması hissini verecektir. Bir daha çocuğunuzun  yaptığı işi düzeltmek için elinizi uzattığınızda düşünün. Eğer yaptığı iş tehlike yaratmıyorsa, sağlığa zararlı değilse bırakın o yapsın. 
-Ebeveynlerin karşılaştığı güçlükleri kendi başına aşmasını öğretmelidir.Ayakkabı bağlarını yavaş da olsa bekleyin kendi bağlasın, çamaşırları asmanızda yardım etmek istiyorsa, beraber asın. Merdivenlerden kendi inmek istiyorsa, önünde yürümek şartıyla bırakın insin. Üstünden gelemeyeceği bir problemle karşılaştığında size problemi anlatmasını söyleyin ve çözümüne beraber karar verin.
- Koşulların izin verdiği ölçüde sevdiği şeyleri yapmasına izin verin. Gereksiz ve abartılı kısıtlamalar, çocuğun varoluş enerjisini ve heyecanını yaşamasına engel olur. Böylesi engellemeler, hayatın her döneminde sorunlar yaşanması anlamına gelir. Unutmayın; oyuncaklarını toplamayı öğrenmesi için önce dağıtabilmesi lazım. Mutlu bir hayata giden yol büyük ölçüde mutlu bir aile ortamından geçer. Mutlu bir aile ortamını oluşturabilmenin yolu da, aile bireylerinin kişisel mutluluklarını artırmaktır. Aile bireyleri, birlikteliklerini zenginleştirerek olumlu bir sinerji yaratabilir ve kartopu gibi büyüyen mutluluklar yaratabilirler.kaynak

1 Mart 2013 Cuma

BEBEKLERLE İLGİLİ İLGİNÇ BİLGİLER...

1.    Döllenme ve 9 aylık süre arasında bebeğin kilosu 3 milyar kez artar. İkiz gebeliklerde ise bu rakam çok daha yukarılara çıkabilir.
2.    Bebeklerin kalplerinin oluşması ve kullanıma başlanması için gerekli olan süre genellikle döllenmeden sonra 18 gündür.
3.    İlk üç aylık dönemin ilk ayında, bebeklerin görme, solunum ve duyma işlevi kazandığı bilinmektedir.
4.    Ne düşündükleri kesin olarak bilinemese de bebeğin beyin dalgaları döllenmenin 42. gününden itibaren kaydedilebilir.
5.    Çoğu bebeğin ilk ağlamasının doğum esnasında olduğu sanılır. Ancak bebekler anne karnında 26. haftadan sonra ağlayabilir.
6.    Bebeklerin cinsiyetini erkek spermi belirler. X ve Y genini taşıyan spermlerden hangisi yumurta hücresini döllerse, bebeğin cinsiyeti o olacaktır.
7.    İkizleriniz olmasını çok istiyorsanız dikkat! Afrikalı bir kabiledeki yüksek ikiz oranının sebebi araştırıldığında, fazla miktarda tatlı patates yedikleri ortaya çıkarılmıştır.
8.    Annelik sizi kocaman biri haline dönüştürebilir, ancak aynı zamanda güzel tarafları da vardır. Bundan biri de annelerin hamilelik döneminde algılarının, etkilenmelerinin, motivasyonlarının ve duygusal zekalarının daha yüksek olmasıdır.
9.    Kız veya erkek bebek şansının % 50-50 olduğu sanılsa da gerçek doğum rakamları pek de öyle göstermemektedir. Tüm dünyada her 100 kıza karşılık 105 erkek bebek dünyaya gelmektedir.
10.    Toplam nüfusun % 10’u solaklardan oluşur. Eğer ikiz gebelik söz konusuysa % 22 ihtimalle solak olacaktır.


25 Şubat 2013 Pazartesi

                          ÇOCUK GELİŞİMİNİ DESTEKLEYİCİ AKTİVİTELER
     Çocuğunuzun sağlıklı bir gelişim gösterdiğinin düşünülmesi için  dil-bilişsel, ince motor, kaba motor ve sosyal becerilerinin yaş gelişimine uygun bir özellik sergilemesi beklenir. Her yaş dönemine  uygun olarak yapılan aktiviteler  ve oyunlarla  bu gelişimlerinin desteklenmesi gerekir. Koruyucu  kollayıcı anne- baba tutumu çocukların bu gelişim özelliklerini sergilemesine büyük bir engeldir. Örneğin;  mutlu olması için oyun  parkına  götürülen bir çocuğun kaydıraktan  düşebileceği endişesi ile kaydırağa bindirilmemesi , elinden tutularak kaydırılması ya da makas kullandığında bir yerine zarar verilebileceği endişesi ile eline makas verilmemesi çocuğun motor becerilerinin gelişmesini engelleyecek , kendisine güveni yetersiz bir birey oluşma sürecini başlatacaktır. Bu nedenle okul öncesi dönemde çocuğunuzun yaş dönemine uygun olarak gerekli olan tüm becerileri kazanmasını sağlayacak aktiviteleri birlikte yapmalısınız.
     Okul öncesi dönemde çocuğunuzun gelişiminin desteklenmesi için oyuncak mağazalarına gittiğinizde onlara en çok yararlı olabilecek oyuncağı seçmek için çok çaba gösteriyor , oyuncakları tek tek inceliyor , bunun için büyük zaman  ve para harcıyorsunuzdur. Anne – babaların tüm bunlara rağmen “Acaba çocuğum için iyi bir oyuncak aldım mı? Onun için yeterli bir oyuncak mı? Bu oyuncak çok pahallı ama ona bir şey kazandırabilir mi?” gibi endişeleri hala duyabiliyoruz.
     Oyuncaklar çocuklarınızın sağlıklı gelişmesi için elbetteki çok önemli, okul öncesi dönemi  (0-6 yaş)  çocuğunuz için ” oyun çağı” olarak değerlendiririz bu nedenle doyasıya oyun oynamalıdır.Ama bu oyunu sadece mağazadan satın alınan oyuncaklarla sınırlandırmak doğru bir düşünce tarzı değildir. Oynanan oyunların çocuğunuzun bilişsel becerilerini arttıracak, onu bazen düşünmeye sevk edecek,  yaratıcılığını destekleyecek, ince ve kaba motor becerilerini  kuvvetlendirecek nitelikte olması gerekmektedir.  çocuğunuzun eline verilen bir gazeteden  ya da dergiden sevdiği resimleri kesmeye çalışması, bu kestiği parçalardan bazılarını elindeki renkli kalemlerle boyaması , boyadığı parçalara bir ip , düğme ( yutmayacağı büyüklükte) yapıştırmaya çalışması, oluşturduğu nesnelerden  bir hikaye oluşturması ve bu hikayeyi size anlatması çocuğunuzun motor becerilerini, dil-bilişsel  becerilerini, yaratıcılığını çok daha fazla destekleyecektir. Bu nedenle çocuklarınızla birlikte bu tür eğlenceli kesme- yapıştırma-boyama aktivitelerini daha fazla yaparak hem gelişimlerini daha fazla destekleyebilir  hem de onları daha fazla mutlu edebilirsiniz.
Psikolog Eda Gökduman
www.edagokduman.com
okul öncesi öğretmenliği bölümünde okuyan bir öğrenci olarak, okul öncesiyle ilgili makaleler ve etkinlikler paylaşmak istiyorum...
eveeeet... bi blog işine girmediğim kalmıştı artık o da tamam :) ne paylaşacağımı da bilmiyorum ama bakcaz artık... umarım bloğumdan keyif alırsınız...